Çınar Mah. Fatih Cad. No:1/23 Çiçek Plaza D:107 Bornova/İZMİR
+905539114754
turguthukukdanismanlik@gmail.com

TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİNE DAYALI TAHLİYE DAVALARINDA İSPAT YÜKÜ SORUNU

TAHLİYE TAAHHÜTNAMESİNE DAYALI TAHLİYE DAVALARINDA İSPAT YÜKÜ SORUNU

Tahliye taahhütnamesi dayanağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 352. maddesinin 1. Fıkrasından almaktadır. Buna göre: “Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir.” Söz konusu maddenin lafzından da anlaşılacağı üzere Tahliye Taahhütnamesinin geçerli olabilmesi için bazı unsurların varlığı aranır. Bu unsurlar şu şekildedir;

1.) Tahliye taahhütnamesinin geçerli olabilmesi için YAZILI şekilde yapılması zorunludur.

2.) Tahliye tarihinin belirtilmiş olması şarttır.

3.) Tahliye taahhütnamesinin kiralanan teslim edildikten sonra verilmiş olması gerekmektedir.

Uygulamada sıklıkla karşılaşıldığı üzere kiracı tarafından tahliye taahhütnamesindeki imzaya itiraz edilmektedir. Burada tartışılması gereken husus yargılama esnasında tahliye taahhütnamesindeki imzanın davalı kiracıya ait olup olmadığının belirlenmesinde ispat yükünün kime ait olacağıdır. Son dönemde yerel mahkemelerce davalı kiracıya; “Tahliye taahhütnamesi ve kira sözleşmesindeki imzayı inkar ettiğiniz takdirde, bildirilen tarih ve saatteki duruşmaya bizzat gelerek imza örneklerinizi hakim huzurunda vermediğiniz takdirde tebligata ekli kira sözleşmesi ile tahliye taahhütnamesindeki imzaların size ait olduğunu kabul etmiş sayılacağınız ihtar olunur.” şeklinde ihtarlı tebligat yapılmakta ve imza örneği vermeye gelinmemesi halinde davanın kabulüne karar verilmektedir. Kanaatimizce bu uygulama tamamen hukuka aykırı olup ispat yükünü tersine çevirmektedir. Şöyle ki;

Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde görüldüğü üzere ; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”  Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin  2017/7122E- 2017/17145K sayılı ve 06/12/2017 tarihli kararında da: “ Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190., 208 ve devamı maddeleri uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olup eldeki davada ispat yükü davacı kiraya verendedir.” demektedir. Görüldüğü üzere tahliye taahhüdüne dayalı tahliye davalarında taahhütnamedeki imzanın davalı kiracıya ait olup olmadığının ispatı davacı kiraya verene aittir. Hal böyle iken mahkemelerce davalı kiracının imza incelemesine çağrılmasına rağmen imza örneği vermeye gelmemesi halinde davanın kabulüne ve kiracının tahliyesine karar verilmesi son derece hatalıdır. Kanaatimizce ispat yükü davacıda olduğuna göre yerel mahkemece davalıya ait imza örneklerinin bulunduğu kurumları bildirmesi için davacıya süre verilmesi ve toplanan örnekler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde ispat yükünü iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran davacıdan alarak davalıya yükletmek yasaya ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına aykırı olacaktır. Bu konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin ilgili kararını da bilgilerinize sunuyoruz.

T.C.YARGITAY
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/7122
Karar No: 2017/17145
Karar Tarihi: 06/12/2017
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalının dava konusu taşınmazda 01/11/2010 dan beri kiracı olarak oturduğunu, davalının kira borcunu ödememesi nedeniyle hakkında takip yapıldığını, takibe davalının itiraz etmesi üzerine itirazın kaldırılması ve tahliye davası açıldığını, bunun üzerine davalının borcu kısmen ödemesi ve tahliye taahhüdü vermesi nedeniyle davadan feragat edildiğini, davalının 17/03/2015 tarihli tahliye taahhütnamesi ile taşınmazı 15.12.2015 de tahliye edeceğini taahhüt ettiğini, ancak gönderilen ihtara rağmen taşınmazı tahliye etmediğini belirterek taşınmazın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, tahliye taahhüdündeki yazı ve imzanın kendisine ait olmadığını, kendisinin böyle bir belge vermediğini, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın tahliyesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190., 208 ve devamı maddeleri uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olup eldeki davada ispat yükü davacı kiraya verendedir.
Taraflar arasında düzenlenen 20/10/2010 başlangıç tarihli, beş yıl süreli yazılı kira sözleşmesindeki imzaya davalı karşı koymamıştır. Davalı taahhütnamedeki imzayı inkar ettiğine göre, imza incelemesi yapılırken mahkemece davalının eli ürünü olan imzalarının alınması var ise taahhütnamenin yapıldığı tarihteki imza örneklerinin de toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle taahhütnamedeki imzanın davalıya ait olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Davada tahliye taahhütnamesine dayanan davacı olup, bu taahhütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olduğuna ilişkin ispat yükü de davacı kiraya verene ait iken, ispat yükü ters çevrilip davalı tarafa yükletilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İZMİR AVUKAT

Tahliye Taahhütnamesi Dayalı Tahliye Davaları özel uzmanlık gerektirmekte olup herhangi bir hak kaybına uğramamanız adına hukuki destek almanız önem arz etmektedir. İzmir Kira Hukuku Avukatı olarak kiralanan taşınmazın tahliyesi, kira tespiti, kira hukukundan doğan uyuşmazlıklardan kaynaklanan arabuluculuk sürecinde ve anlaşma olmaması halinde dava sürecinde en iyi şekilde hizmet vermekteyiz.

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir